| Sosyal Medya ve İngiltere’deki ayaklanmalar |
|
|
|
| Lisansüstü Çalışmalar - Lisansüstü Çalışmalar |
| Administrator tarafından yazıldı. |
Sosyal Medya ve İngiltere’deki ayaklanmalar: " Twitter Çeteleri", “Blackberry Çeteleri” ve Neoliberalizmin Yapısal ŞiddetiCHRISTIAN FUCHShttp://fuchs.uti.at/667/’den erişim: 10 Ağustos 2011 / 15:46
Türkçeye çeviren: Bora Altun (MÜ.Doktora öğrencisi)
Sosyal Medya ve İngiltere’deki ayaklanmalar: " Twitter Çeteleri", “Blackberry Çeteleri” ve Neoliberalizmin Yapısal Şiddeti “Çeteciliğin tanımlarından biri [...] şu olabilir: ahmaklık, kaypaklık, sürü benzeri bir yaşam, kötü zevkler ve alışkanlıklar[...] Eğer [...] amacımız manipülasyonsa - bir insan topluluğunun belli bir yönde hissetmesini, düşünmesini, bilinmesinin ikna süreci – burada en elverişli formül büyük halk kitleleri olacaktır.” — Raymond Williams
“Londra gerçeği, Manchester, Birmingham ve Leeds için de, her yer için de geçerlidir. Her yerde barbarca bir hissizlik, bir tarafta ağır bir bencillik diğer tarafta tanımlanamayan bir sefalet, her yer de sosyal bir savaş hali, herkesin evi kuşatma altında, her yer kanunun koruması altında durmadan yağmalanıyor ve sosyal devletimizin kendini açıkça ortaya koyan sonuçlarından önce sinmiş olanların hepsi şimdi öyle utanmaz, öyle cüretkârlar ki, sadece tüm bu çılgın yapının hâlâ nasıl oluyor da devam ettiğini düşünebiliyorsunuz.” Bu bölüm İngiltere’nin şu anki durumunun bir tanımı olabilirdi, Ancak bu 1845’te yayınlanan Friedrich Engels’’in “İngiltere’de İşçi Sınıfı” üzerine yazdığı bir bildiriden alıntıdır.
Stanley Cohen ilk olarak 1972’de yayımladığı “Halk Şeytanları ve Ahlaki Panik” adlı kitabında kamusal söylemin şiddeti tetiklemek, şiddete yol açmak ya da tahrik etmek için nasıl medyayı ve popüler kültürü suçlama eğiliminde olduğunu anlatmıştır. “Popüler medyaya ve kültürel formlara maruz kalmanın sözüm ona zararlı etkilerinin uzun bir tarihi vardır - çizgi romanlar ve çizgi filmler, popüler tiyatro, sinema, rock müzik, videolardaki müstehcenlikler, bilgisayar oyunları, internet pornosu" - ve bugün bunlara bir yenisi daha eklenmeli, sosyal medya. “Muhafazakârlar için medya suça teşvik ediyor, toplumsal güvensizliği önemsemiyor ve ahlâki otoriteyi zayıflatıyor, liberaller için medya suç riskini arttırıyor ve ahlaki paniği yol açarak adaletsiz ve otoriter suç kontrol politikasını haklı çıkarıyor.” (Cohen, Stanley. 1972/2002. Folk devils and moral panics. Oxon: Routledge. Third edition. page xvii).
4 Ağustos 2011 tarihinde Mark Duggan’ın Londra polisi tarafından vurulması, Londra’daki Tottenham, Wood Green, Enfield Town, Ponders End, Brixton, Walthamstow, Walthamstow Central, Chingford Mount, Hackney, Croydon, Ealing bölgelerinde ve Toxteth (Liverpool), Handsworth (Birmingham), St. Ann’s (Nottingham), West Bromwich, Wolverhampton, Salford ya da Central Manchester gibi İngiltere’nin farklı bölgelerinde ayaklanmaların çıkmasına yol açtı.
Yaygın medyanın bir kısmı sosyal medyayı şiddete yol açmakla suçladı. The Sun 8 Ağustos’ta: İsyandaki haydutlar dükkân yağmalarında sayılarını artırmak için Twitter’ı kullanıyorlar diye yazdı. [...] HAYDUTLAR Tottenham’daki, olayları planlamak için sosyal ağ olarak Twitter’ı kullandılar ve “Birleş ve yağmala” mesajını yayınlayarak başkalarını da katılmaları için ayarttılar. Aynı gün The Telegraph şunu yazdı: “Teknoloji İngiltere’nin 21. yüzyıldaki ilk ayaklanmasını nasıl teşvik etti. Tottenham ayaklanmaları yağma ve şiddeti filme almak ve teşvik etmek için en son teknoloji cep telefonu kullanan yeniyetme çete üyeleri tarafından düzenlendi. Çete üyelerinin kullandığı, üst düzey yöneticilerin iletişim aracı olarak tasarlanan Blackberry akıllı telefonları kargaşayı organize etti. The Daily Mail 7 Ağustos’ta korku duyulan şiddet olayları, Twitter'da, yanan bir polis arabası fotoğrafının yüzden fazla re-tweetlenmesiyle (yeniden gönderilme) fan topladı dedi.
BBC bile 9 Ağustosta sosyal medya panik söyleminin arkasında durdu ve bir ayaklanma çetesi oluşturmak için sosyal medyanın sadece 5 kişiyi değil 200 kişiyi örgütleyebilme gücüne sahip olduğunu bildirdi. Medya ve politikacılar, ayaklanmaların Twitter çeteleri”, “Facebook çeteleri” ve “Blackberry çeteleri” tarafından düzenlendiğine dair bir kanı yarattılar. Bir kaç ay önce Mısır ve Tunus’ta“ Twitter devrimleri” ve “Facebook devrimleri”nden bahsedilirken, şimdi tek duyduğumuz İngiltere’deki “sosyal medya çeteleri”. Peki bu iddialar ne anlama geliyor?
Bunun yanı sıra, ahlâki panik anlarında her zaman olduğu gibi teknolojiyi kontrol altına almakla ilgili bir çağrı da duyuldu. The Daily Express (10 Ağustos 2011) şöyle yazdı: ”Haydutlar ve yağmacılar yağma sırasında diğer sorun çıkaranları uyarmak ve şiddet olaylarını daha da kışkırtmak için BlackBerry Messenger (BBM) hizmetiyle diğerlerine mesaj gönderiyorlar. Teknoloji yazarı Mike Butcher, hizmetin kapatılmamasına inanamıyorum dedi. Cep telefonları silah haline geldi. Steroidlerle metin mesajı yazmak gibi bir şey bu - yüzlerce insana mesaj gönderebilirsiniz ve sizin izinizi bulamazlar.’ Tottenham Milletvekili David Lammy BlackBerry’den hizmetini durdurmasını istedi. Polis yağmacıların güvenlik kamerasından alınan görüntülerini yayınladı ve halktan bu kişileri teşhis etmelerini istedi. Yaygın medya da bu fotoğrafları yayınladı. The Sun buna “bir yağmacıdan utan ve ihbar et” ve “bir moron alışverişi” başlıklarıyla yer verdi. Yaygın medya ayrıca olaylardan etkilenmiş mahallelerde sokakları bu olaylardan arındırmak için sosyal medya aracılığıyla toplanan vatandaşların da haberini yaptı.
Şiddet için teknolojiyi ya da popüler kültürü suçlamak – Daily Mirror ayaklanmalar için nefretin bu tehlikeli kültürünü, şiddeti öven ve otoriteden (ailelerin yanı sıra özellikle polislerden) nefret eden, değersiz materyalizmi yücelten ve uyuşturucu için kafayı yediren rap müziğini suçladı, – bu ayaklanmaların ve kargaşanın gerçek sosyal nedenleriyle yüzleşmeyi reddetmenin eski ve tipik bir ideolojisidir ve basit çözümler taahhüt eder: polisler, teknolojinin kontrolü, gözetleme. Ayaklanmaların ve şiddetin modern toplumlarda ortaya çıkışının yapısal nedenlerini yok sayar. Teknolojiye odaklanmak (ayaklanmaların nedeni ya da çözümü olarak) yoğun karmaşa, öngörülemezlik ve belirsizlik durumlarında kontrol, basitlik ve öngörülebilirliğin ideolojik arayışıdır. Bunun yanı sıra korkunun bir yansımasıdır. Toplumun suçunu ve utancını farklı nesnelere yükler. Bunun açıklaması karmaşık sosyal ilişkilerde değil eşyalara duyulan fetişizmde aranmalıdır. Sosyal medyanın ve teknoloji-merkezciliğin iyimser hali de (“sosyal medya ayaklanmaların üstesinden gelmemize yardım edecek”, “sosyal medya ve cep telefonları polis tarafından denetlenmeli”, “Blackberry’ler yasaklanmalı”, “daha çok güvenlik kamerası gerekli”, “gizli kameralar tüm ayaklanmacıları bulmamıza ve yakalamamıza yardım edecek”) kötümser hali de (“sosyal medya şiddeti tetikledi, yol açtı, arttırdı, düzenledi, organize etti ya da yaygınlaştırdı”), teknolojiye odaklanarak toplum üzerine düşünülmesinin yerini alan tekno deterministik durumlardır. Toplumsal sorunlar teknoloji seviyesine indirgenir.
Biraz da ayaklanmaların yerini aldığı toplum üzerinde duralım. Ayaklanmaların küresel ekonomik kriz içersinde sosyo-ekonomik eşitsizliğin ve genç işsiz sayısının yüksek olduğu İngiltere’de ortaya çıkması şaşırtıcı mıydı? İngiltere gelir eşitsizliğinin yüksek seviyede olduğu bir ülkedir, Gini derecesi 2009’da 32,4’dür (0 tam eşitlik demek, 100 tam eşitsizlik), bu seviye Avrupa’da sadece bir kaç ülkede gözlemleniyor ve bu düzey Yunanistan’la (33,1) karşılaştırılabilir. (veri kaynağı: Eurostat). 2009’da İngiltere nüfusunun %17,3 yoksulluk içinde yaşama riski taşıyor (veri kaynağı:Eurostat). 2011’in başında İngiltere’deki genç işsiz oranı %20,3’e ulaştı, bu 1992’de istatistiklerin kaydedilmeye başlandığı tarihten beri en yüksek seviye.
İngiltere günümüzde sadece ekonomik alanda çok gelişmiş bir ülke olmamakla birlikte, aynı zamanda sosyal alanda da gelişmemiş birçok alana sahip, gelişmekte olan bir ülkedir. Ayaklanmaların özellikle Doğu Londra, Batı Midlands ve büyük Manchester’de patlak vermesi şaşırtıcı mı? İngiltere Topluluklar Departmanı ve Yerel Yönetimler yaptıkları “İngiliz Yoksunluk İndeksi 2010” adlı analizlerinde şunu dile getirmektedirler: “Liverpool, Middlesbrough, Manchester, Knowsley, Kingston-upon Hull şehri, Hackney ve Tower Hamlets, İngiltere’de LSOA’ların (düşük seviye süper harcama alanı) en yoksun olanlar arasında en yüksek paya sahip yerel bölgelerdir [...] Londra’nın kuzey doğu bölgesi, özellikle, Newham, Hackney ve Tower Hamlets yüksek seviyede yoksunluk göstermeye devam ediyor. (sayfa 1, 3). Endüstrisizleşme ve neoliberalizm aracılığıyla yıllardır şekillenen İngiltere’nin kapitalist gelişimi, tehlikeli durumların ve yoksunluğun ortaya çıkmasına, şiddetlenmesine ve büyümesine etki etmektedir. Daha çok polis çağırmak, daha çok gözetim, kalabalık kontrolü, popüler kültürü ve sosyal medyayı suçlamanın bir yararı yok. Ayaklanmalar bir kez patlak verdi mi artık çok geç. İngiltere'deki ayaklanmalar için toplumun şiddet durumu yerine sosyal medya ve popüler kültürü suçlamayı bırakmalıyız. Yaygın medyanın ve politikacıların gözetime, asayişe ve sosyal medyayı suçlamaya odaklanmaları sorunları çözmeyecek. Sınıf, eşitsizlik ve ırkçılık üzerine siyaset rejiminde değişikliği de kapsayacak ciddi bir tartışma yürütülmesine ihtiyaç var. İngiltere’deki ayaklanmalara ne “Blackberry çetesi”, ne “Facebook çetesi” ne de “Twitter çetesi” neden olmuştur; bunun nedeni neoliberalizm ve kapitalizmin yapısal şiddetinin etkileridir. Günümüzde kapitalizm, kriz ve sınıf huzursuzlukların, ayaklanmaların ve sosyal medyanın temel nedeni budur. |











