Ziyaretçi İstatistiği

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün31
mod_vvisit_counterDün27
mod_vvisit_counterBu hafta117
mod_vvisit_counterBu ay404
mod_vvisit_counterToplam2187

Language

Dutch English French German Italian Portuguese Russian Spanish

ALEXA

Duyurular

Sistemde meydana gelen bir arıza nedeniyle, sitemize üye olanların kayıtları silimiştir.

 

Sitemize üye olan eski üyelerin tekrar üye kayıtlarını yapması gerekmektedir.

Bu durum sitemizle ilgili olup dernek kayıtlarıyla bir alakası yoktur.

RTÜK Kanun Tasarısı Taslağı Değerlendirme Raporu PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı.   
Cuma, 15 Ocak 2010 14:11

İLAD - İLETİŞİM ARAŞTIRMALARI DERNEĞİ 'NİN

RADYO VE TELEVİZYONLARIN KURULUŞ VE YAYIN HİZMETLERİ HAKKINDAKİ KANUN TASARISI TASLAĞI DEĞERLENDİRME RAPORU

 

Genel Değerlendirme:

  • Taslak, şimdiye kadar yapılan yasalardan çok farklı biçim ve içerikte ele alınmış; birtakım kavramlar, deyimler kullanılmıştır. Genel havası itibarıyla dili çok açık olmayıp, daha çok çeviri bir metin havasına sahiptir.

  • Taslakta yer alan kimi maddelerin Avrupa Sınırötesi Televizyon Sözleşmesi AB Görsel–işitsel Medya Hizmetleri Yayın Direktifleri ile uyum içerisinde olmasına karşın, özellikle RTÜK ile ilgili yetkiler konusunda, bu düzenlemelerle çelişki içerisinde olduğu görülmektedir.
  • Taslak, genel havası itibarıyla RTÜK’ün yetkilerini gerek yönetim, gerekse yayın denetimi açısından daha da güçlendiren bir durumdadır. Yayınları durdurma yetkisini RTÜK’e vermesi ifade özgürlüğü açısından sınırlandırıcı bir düzenlemedir.
  • Şimdiye kadar kullanılan “radyo” ve “televizyon” istasyonları, kanalları yerine kullanılan “Medya servis sağlayıcıları” kavramı, bu iki tür yayını tam kapsamamakta, akla başka çağrışımlar getirmektedir. Bu kavramın “Görsel ve işitsel medya sağlayıcıları” olarak değiştirilmesi gerekir. Çünkü bilindiği üzere Türkiye’de “medya” kapsamının içerisine yazılı basın da girmektedir. Bu açıdan Batı’daki, özellikle, ABD’deki anlamından farklıdır.
  • Anayasa m. 133/2'ye göre Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nun düzenleme ve denetleme yetkisi “radyo ve televizyon faaliyetleri” ile sınırlandırılmıştır. Taslak ile RTÜK'ün “görsel-işitsel medya hizmetleri” bakımından tam yetkiyle donatılması, bir Anayasa değişikliği yapılmadığı sürece, Anayasa m. 26/1'de düzenlenmiş bulunan (karş. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 10) “ifade özgürlüğü” ilkesinin ihlali niteliğindedir.

 

  • Taslakta genel görünüm olarak radyo ve özellikle de televizyon yayınları -reklam yayınları dışındaki tüm yayınları- amaç değil, araç olarak gösterilmektedir. Bir diğer deyişle, radyo ve televizyon yayınlarının kamu hizmeti anlayışı için değil, ticari yayınların (reklam ve benzeri) yapılması için bir araç olarak kullanıldığı görülmektedir.

 

II. Maddelere göre değerlendirme

Madde 4:

Taslağın 2. Bölümü’nde “Genel Esaslar” başlığı altında düzenlenen  “Yargı Yetkisi” başlığı altındaki 4. maddenin, Taslak’ın sonlarına doğru yer alması gerekir. Henüz yayınlarla ilgili bir düzenleme yapmadan “yargı yetkisi”nin düzenlenmesi, yasa mantığı açısından erkendir; uygun değildir. Önce yayınlarla ve RTÜK yapısı ile ilgili düzenlemelerin gelmesi gerekir. Daha sonra, sorun olduğunda, kimlerin, ne zaman yetkili ve sorumlu olacağı yer almalıdır. Bu durumda Taslak, Türk radyo ve televizyon yayınlarında yabancıların yayın sahipliğini peşinen kabul etmiş görünmektedir.

 

    Madde 6, 7, 8:

İkinci Bölüm’ün başlığının, Taslak’ta Üçüncü Bölüm’de yer aldığı başlık ile, yani “Yayın Hizmet İlkeleri” olarak yer alması gerekir. Bir diğer deyişle Üçüncü Bölüm’deki bu düzenleme, İkinci Bölüm olarak değiştirilmelidir.  6. , 7.ve 8. maddelerin yerinin burası olmaması gerekir. Yayınların nasıl olması gerektiği ile ilgili düzenlemeler yer almadan, yani “Medya hizmet sağlayıcının bağımsızlığı ve sorumluluğu” ve “Kriz dönemlerinde yayınlar” kısmının daha sonra gelmesi gerekir.

 

 

 

Madde 8:

“Kriz dönemlerinde yayınlar” başlığı altında düzenlenen 8. maddede mevcut yasadaki düzenlemeye ek olarak RTÜK’e de bu yetki verilmiştir. Oysa bu düzenleme 7. madde ile çelişmektedir. RTÜK hiçbir şekilde yayın öncesi müdahalede bulunamaz. Bu durumda RTÜK yetkisini aşarak, kendini hükümet yerine koymaktadır. Bu bakımdan, 8. maddenin sonunda yer alan şu düzenleme çıkarılmalıdır: Ayrıca, gecikmesinde sakınca bulunan hâller ile toplumu infiale sevk edecek yayınların yapılması durumunda Üst Kurulca yayının geçici olarak durdurulmasına karar verilebilir.”

 

Madde 9:

  • 9. maddede “Yayın hizmeti ilkeleri” başlığı altında yer alan yayın esaslarında tekrarlar vardır. Örneğin (b) ve (e) bentlerindeki düzenleme tek bir bentte düzenlenebilir. Aynı maddedeki kavramlarda muğlak, uygulayanın yorumuna açık hükümler bulunmaktadır. Bu konuda mevcut yasada da uygulamada sakıncalar ortaya çıkmış; RTÜK önce kapatma, daha sonra uyarı, kapatma ve yasanın ilgili maddesindeki cezaların değiştirilmesinden sonra da programı kaldırma cezaları vermiştir. Bu kavramların yeniden gözden geçirilmesi ve yoruma yer vermeyen somut durumlara indirgenmeleri sağlanmalıdır.

 (f) bendinde yer alan; “Toplumun milli, manevi değerlerine, genel ahlaka ve ailenin korunması ilkesine uygun olmalıdır…”  düzenlemesi başlangıçtan beri süre gelen ve farklı yorumlara neden olan bir yayın ilkesidir. Bu tür esasların daha somut olarak ifade edilmesi ve program türlerine göre de ayrılması gerekir. Bir dizide –dramatik yapı gereği- bu tür mesajlar verilebildiği halde; haber, eğitim, kültür türü yayınlarda bu tür mesajların verilemeyeceği ayırımı yapılmalıdır.

Yayın esasları ile ilgili 9. maddenin 2. ve 3. bentlerinde yer alan “çocuk ve gençliğe “ yönelik yayınlarla ilgili iki ayrı düzenleme, tek bir bent içerisinde ele alınarak düzenlenebilir. Burada da kavramlar muğlaktır; yoruma açıktır.

Aynı maddenin (ğ) bendinde yer alan “kadınlara ve çocuklara …” düzenlemesinden “kadınlara” sözcüğünün çıkarılması gerekir. Yayınlarla ilgili düzenlemelerde sürekli yer alan bu himaye, kadınlara yardım amaçlı olarak değil, kadınların zavallı, himayeye muhtaç “ikinci sınıf” vatandaş olarak gösterildiği izlenimi vermektedir. Bu madde yıllardan beri var olmasına karşılık, kadınların yine de şiddet mağduru olduğu bilinmektedir. Oysa, yayınlarda kadının bir güzellik ve seks objesi olarak sunumunun durdurulması ya da azaltılmasının daha anlamlı olacağı düşüncesindeyiz.

Madde 18:

Kamunun önemli olaylara erişimini düzenleyen 18. maddede de; ülke geneline şifresiz yayın yapan kanallar aracılığıyla önemli sayılan olayların duyurulmasında RTÜK yetkili kılınmaktadır. Bu yetkinin nasıl kullanılacağı hususu açıklığa kavuşturulmalıdır.

Dördüncü Bölüm’de yer alan “Yayın Hizmetlerinde Ticari iletişim” başlığı altında, reklam yönetmeliği düzeyinde ayrıntılı bilgilere yer verilmiştir. Bu durum ise, Taslak’ın bütünlüğünü bozduğu gibi; bu bölümde radyo ve televizyonların kamu hizmeti yaptığı gerçeği göz ardı edilerek; yayınların amacı “ticari amaçlı yayınlar” olarak algılanabilecek 5 maddede (11. – 14. maddeler) ve her bir maddenin altında toplam 30 bentte ve her bir bendin de kendi içinde alt açıklamalara ayrıldığı bir düzenleme ile verilmiştir.

Bu tür ayrıntıların yönetmeliklere bırakılması, yasa maddelerinin değiştirilmesinden daha kolaydır ve yasa maddeleri kısa dönem içerisinde –genel esasları içerdiğinden- sık sık değiştirilme ya da delinme tehlikesinden de korunmuş olacaktır.

 

Madde 20-29:

Altıncı Bölüm’de yer alan ”Radyo ve Televizyon Üst Kurulu” teşkilat yapısı 20.- 29. maddelerde düzenlenmiştir. Üst Kurul’un teşkilat yapısının yer aldığı 28. ve 29. maddeler, yasanın bir “RTÜK Kanunu Taslağı” olarak çıkıyor havasını vermektedir. RTÜK ile ilgili genel düzenlemelerin, şu andaki mevcut yasada olduğu gibi, yer alması yeterlidir. Bir başka deyişle Taslak’taki 28. madde gözden geçirilerek, genel esaslar alınmalı,  Üst Kurul’un teşkilatı ve personeli ile ilgili 29. madde tüm olarak çıkarılmalıdır. Konu, ayrı bir teşkilat yasası ya da yönetmelikle düzenlenmelidir.

Madde 20 (ÜST Kurul üyelerinin seçimi):

Taslak’ın 20. maddesinde yer alan Üst Kurul üyelerinin nitelikleri ile ilgili düzenleme yetersizdir. Seçilecek üyelerin belirli bir oranının -en az üç- iletişim alanında eğitim almış olmaları ya da bu konuda deneyimli olmaları koşulu getirilmelidir. Üst Kurul’un diğer üyelerinin ise, yine görev alacakları kurumun görevleri ile ilgili uzmanlık alanlarından (hukuk ve iletişim teknolojisi gibi…) iki dereceli bir seçimle seçilmelerinin öngörülmelidir.

Seçimin birinci aşamasında, iletişim fakültelerinden, basın ve yayın alanını temsil eden meslek gruplarından,  müzik dünyasından, vb gösterilecek aday adaylarının önerilmesi, bunların partiler tarafından aday olarak gösterilmesi ve TBMM tarafından seçilmesi; temsil sistemine dayanan bir seçim olacağından, çok daha güvenilir olacaktır.

Madde 25:

Taslak’ın 25. maddesinin 6. bendinde öngörülen Üst Kurul üyelerinin, Üst Kurul kararlarından sorumlu tutulmamaları hususu, keyfi kararlara yol açabilecek niteliktedir.

Madde 29:

Taslak’ın 29. maddesinin 6. bendinde Üst Kurul uzman yardımcılığı için iletişim fakültesi mezunlarına öncelik tanınması; gerçek uzmanlığa saygı gösterilmesinin somut bir ifadesi olacaktır. 

 

Madde 30:

Taslak’ın “Özel medya hizmet sağlayıcıları kuruluşlar” başlığı altında düzenlenen 30. maddesinde özel radyo ve televizyon yayını yapacak kuruluşların şirket statüsünde yapılanması öngörülmekte; 2. bendinde ise yayın hakkı olmayan kuruluşlar sayılmaktadır. Radyo ve televizyon yayınlarını özel şirketlere tahsis eden yayıncılık anlayışında, haber, eğitim ve kendi alanlarında uzman yayıncılığa izin verilmemektedir. Bu durum, yukarıda da açıklandığı üzere, AB uyum düzenlemelerine terstir.

Taslağın 30. maddesinin 1 b. bendinin sonuna ya da uygun görülecek bir başka maddesine aşağıdaki eklemenin yapılması gerekir: Çünkü bu madde mevcut yasanın 24. maddesinde vardır ve çıkarılmaması gerekir. Bu bakımdan tasarıya aşağıdaki düzenlemenin eklenmesi  gerekir.

“İletişim fakültesi bulunan üniversitelerde yerel bazda radyo ve televizyon yayını yapmak üzere ücretsiz frekans ve kanal tahsisi yapılır.”

 Çünkü, iletişim fakültelerinde elinden frekans ve kanal tahsis edilme hakkının alınması, yarının radyo ve televizyon yayınlarını yapacak kadronun işin mutfağında deneyim kazanmadan bu alana girmeleri anlamına gelecektir. Özellikle özel radyo ve televizyon kanallarının -TRT gibi- yayıncı yetiştirme geleneklerinin olmaması bu laboratuar deneyimini daha önemli duruma getirmektedir. Bilimsel temellere dayanan eğitim, öğretim ve uygulamanın kaliteli yayınların temeli olacağı açıktır.

 

Yine taslağın 30. maddesinde yayın lisansı verilmeyecek kuruluşlar arasında sendikalar da sayılıyor. Yani sendikalar hiçbir şekilde bir medya kuruluşu sahibi ya da ortağı olamayacaklar. Oysa bir süre önce Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanan 2821 sayılı Sendikalar Kanunu Tasarısı’nda ise ek bir madde konularak sendikalar medya sahipliği yasağı kapsamı dışına alınıyor. Tasarının ek maddesinde aynen şöyle deniliyor: “3984 sayılı yasanın 29.ncu maddesinin (a) bendinde yer alan ‘sendikalar’ ifadesi çıkarılmıştır.” Yani açıkça sendikalar bu yasak kapsamı dışına çıkarılıyor, oysa RTÜK’ün hazırladığı taslakta bu yasak aynen duruyor. Bu durum, aynı hükümetin kurumları tarafından hazırlanan yasa çalışmasındaki çelişkiyi göstermektedir. Kanımızca sendikaların medya sahipliği ve ortaklığı yasağı kaldırılmalıdır. Keza RTÜK tarafından hazırlanan taslakta sendikalara yasak aynen kalırken eski yasada olmayan ve yeni taslağa konan “finans ve pazarlama kuruluşları, ithalat ve ihracat şirketleri de medya kuruluşu ortağı olabilirler” ifadesi de dikkat çekici bir durumdur. Yani bankalar, borsa kuruluşları medya sahibi veya ortağı olabilecek, bir kitle örgütü olan sendikalar bu haktan mahrum kalacaklardır.

 

Aynı maddenin  (f) bendinde düzenlenen medya hizmet sağlayıcı kuruluşlarda yabancı sermaye payı, ödenmiş sermayenin %50’sine çıkarılmıştır. Bu da yayın politikaları ve içerikleri açısından sakıncalıdır. Kültürel hegemonya oranı doğal olarak artacaktır. Bu oranın düşürülmesi gerekmektedir.

      Madde 34:

Taslağın 34. maddesinde  öngörülen haber ve spor birimlerinde çalışanlarla ilgili düzenlemenin program ünitelerinde çalışanları da kapsaması gerekir. Bir diğer deyişle, programcı kadrosunda çalışan yayın personelinin de 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanuna tâbi olmaları gerekir.  Maddenin, eskisi gibi kalması ve maddeye spor biriminin yanı sıra bir basın faaliyeti olarak düşünüldüğünde “program ünitesinde” çalışanların da kapsam içine alınması hususu eklenmelidir.

Madde 50:

Taslağın geçici maddelerini öngören 50. maddesinde Geçici Madde I’de 7 bent halinde Üst Kurul’un geçiş döneminde, RTÜK çalışanlarının yeni yasadaki durumları düzenlenmektedir. Tıpkı 28. ve 29 maddelerde olduğu gibi burada da başta Üst Kurul üyeleri olmak üzere, statülerinde herhangi bir değişiklik öngörülmemekte; özellikle Üst Kurul üyelerinin görevlerinin  -teamülün aksine bir uygulama ile- devamı öngörülmektedir. Ancak, bilindiği üzere, yeni bir yasanın çıkması durumunda yeni kurallar çerçevesinde üyelerin üyelikleri sona erer ve yeniden seçim yapılır.

Son Güncelleme: Cuma, 15 Ocak 2010 17:29