Ziyaretçi İstatistiği

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün31
mod_vvisit_counterDün27
mod_vvisit_counterBu hafta117
mod_vvisit_counterBu ay404
mod_vvisit_counterToplam2186

Language

Dutch English French German Italian Portuguese Russian Spanish

ALEXA

Duyurular

Sistemde meydana gelen bir arıza nedeniyle, sitemize üye olanların kayıtları silimiştir.

 

Sitemize üye olan eski üyelerin tekrar üye kayıtlarını yapması gerekmektedir.

Bu durum sitemizle ilgili olup dernek kayıtlarıyla bir alakası yoktur.

Haberler
RTÜK Kanun Tasarısı Taslağı Değerlendirme Raporu PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı.   
Cuma, 15 Ocak 2010 14:11

İLAD - İLETİŞİM ARAŞTIRMALARI DERNEĞİ 'NİN

RADYO VE TELEVİZYONLARIN KURULUŞ VE YAYIN HİZMETLERİ HAKKINDAKİ KANUN TASARISI TASLAĞI DEĞERLENDİRME RAPORU

 

Genel Değerlendirme:

  • Taslak, şimdiye kadar yapılan yasalardan çok farklı biçim ve içerikte ele alınmış; birtakım kavramlar, deyimler kullanılmıştır. Genel havası itibarıyla dili çok açık olmayıp, daha çok çeviri bir metin havasına sahiptir.

Son Güncelleme: Cuma, 15 Ocak 2010 17:29
Devamını oku...
 
MEDYA GÖZLEM PLATFORMU DEKLARASYONU PDF Yazdır e-Posta
Yönetim Kurulu tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 23 Aralık 2009 23:51

İLAD (İletişim Araştırmaları Derneği) Genel Merkezi 4 Haziran 2008 / İstanbul

Bir zamanlar medya, kamu yararını gözeten en önemli güçlerden biriydi. Yasama, yürütme ve yargıdan sonra gelen 4. güçtü. Dünyadaki globalleşmenin ve egemen güçlerin, dünya kaynaklarını ele geçirme ve toplumları yönetme arzusu sonucunda medya; devlet baskısı, patronların özel çıkarları ve reklam verenlerin baskısı ile karşı karşıya kaldı. Dünyada asimetrik bilgi kirliliği ve bilgi kırılması konusu gündeme geldi.

İşte bunların sonucunda bütün dünyada yurttaşlık hareketi olarak Medya Gözlem Platformları kuruldu. Biz de Türkiye’de bir Medya Gözlem Platformu kurduk. Görevimiz; “medyadaki yoğunlaşmalara, haberlerin kirlenmesine, global piyasa kültürünün hakimiyetine, enformasyonun magazinin içinde yok olmasına” karşı toplum yararına etkin bir rol almaktır.

Medyadaki çarpıklıkları, yurttaş yararına sergilemek üzere Medya Gözlem Platformu (MGP), bir Yürütme Kurulu oluşturarak girişimlerine başladı. Hıfzı Topuz, Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu, Prof. Dr. Özden Cankaya, Prof. Dr. Aysel Aziz, Bülent Tanla, Zeynep Atikkan, Prof. Dr. Nurçay Türkoğlu, Füsun Özbilgen, Dr. Atilla Özsever, Dr. Esra Arsan, Prof. Dr. Belma Akşit, Süleyman Çelebi, Mustafa Sönmez, Prof. Dr. Coşkun Özdemir, Dr. Recep Yaşar, Ercan İpekçi, Dr. Engin Başçı’dan oluşan Yürütme Kurulu, 4 Haziran 2008 Çarşamba günü, İLAD genel merkezinde yaptığı toplantıda Başkanlığa Hıfzı Topuz’u, Başkan Yardımcılıklarına Bülent Tanla ve Yasemin İnceoğlu’nu, Genel Sekreterliğe Nurçay Türkoğlu’nu, Genel Sekreter Yardımcılıklarına Atilla Özsever ve Esra Arsan’ı atadı.

Amacımız; yurttaşın demokratik katılımına yön vermek için başvurduğu ticari basının, yurttaşı yalan yanlış ve çarpıtılmış bilgilerle yönlendirmeye çalıştığına dikkat çekmektir.

Bu amaçla, ilk olarak Türk medyasının gündeminde olan “haberleşmenin gizliliği” ilkesinin ihlal edilmesine yönelik haberlerin, siyasal iletişim alanında yarattığı bulanıklığı protesto ediyoruz.

Medya gündeminin çok hızla değiştiği bir dönemde yaşıyoruz. Gündeme alınan sorunlar çözümlenmeden gündemden uzaklaşıyor. Böylece toplumun belleğinden çıkıyor ya da yanlış yer alıyor. Medyanın bilinçli, sorumlu ve etkin yurttaşlık yararına kullanılması önündeki engelleri aşmak ilk hedefimiz olacaktır.

Karşılaşabileceğimiz tepkiler, Medya Gözlem Platformu tasarımızın gerçekleşmesini engelleyemeyecektir.

Kamuoyuna duyurulur.

 
MEDYA EĞİTİMİ: MEDYA ÇÖZÜMLEMESİ PDF Yazdır e-Posta
Hıfzı Topuz tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 23 Aralık 2009 22:32

Hıfzı Topuz

Her gün mesaj, ya da haber, bilgi ve program bombardımanı altındayız. Bu mesajlar

nereden geliyor? Gazetelerden, dergilerden, TV programlarından, Radyo- TV lerden, ajans

bültenlerinden ve internetten.

Bunların yansız ve objektif olduğunu kim söyleyebilir? Mesajlar birçok kişinin seçiminden ya da denetiminden geçiyor. Bazı olayları hiç medyaya yansıtmıyor, görmezden geliyorlar (Buna “omission” diyoruz). Bazıları abartılarak ön olana çıkartılıyor(exagération), bazıları saptırılıyor (Buna “distorsion” deniyor). Bazıları göze görünmeyecek ,ya da hiç dikkati

çekmeyecek bir biçimde küçültülüyor. Herbir gazete ya da TV kanalı haberi kendine göre

küçültüyor, büyütüyor, ya da yok ediyor.

Magazine ağırlık veren gazeteler ve TV kanalları birçok önemli olayı yok sayarak

dikkatleri başka yere çekiyor ve toplumun gündemini kendi doğrultularında oluşturmaya

yöneliyorlar.

Peki, bu karmaşa içinde okuyucu, izleyici ve dinleyici olayıları nasıl değerlendirecek?

Kamuoyu nasıl oluşacak? Gerçekler nerede?

Kamuoyuna kimler yön veriyor? Hangi çıkar grupları? Holdingler mi? Partiler mi? Dış

güçler mi? Çokuluslu ortaklıklar mı? Yoksa geçmişin özlemini çeken ve toplumu Orta Çağ

karanlıklarına götürmek isteyen bilim dışı örümcek kafalılar mı?

Yalnız bizde değil, bütün ülkelerde buna benzer durumlar var. Bazı yerlerde finans

güçleri toplumlara yön veriyorlar, bazı yerlerde yönetimi eline geçirmiş olan kişiler,

diktatörler ve cuntalar, bazı yerlerde de dış güçler.

Mesajlar nerelerden geliyor? Kaynaklar nerede? Sansür ya da kendi kendini sansür

mekanizması nasıl işliyor? İletişimcilerin gerisinde kimler, ya da hangi güçler var? Bunların

okullarda, hele hele iletişim fakültelerinde öğretilmesi ve tartışılması gerekmez mi?

Gazetenin okullarda kullanılmısının en az 50 yıllık bir geçmişi olduğunu biliyorum.

Bu tür uygulama ve araştırmalar yıllar boyu ABD’de, Kanada’da, Japonya’da, İngiltere’de,

Danimarka’da, İsveç’te, İsviçre’de, Belçika’da, İtalya’da ve Fransa’da yapıldı. Ben 1972

Kasımında, Belçika’nın Gand Kentinde, Milli Eğitim Bakanlığı ile Tarih Profesörleri

Derneği’nin ortaklaşa düzenledikleri bir konferansa Unesco temsilcisi olarak katılmış ve

çeşitli ülkelerde bu yöntemin nasıl uygulandığı konusunda bir konuşma yapmıştım. Aynı

konuşmayı ertesi yıl da Mali’nin başkenti Bamako’da yaptım. O konuşmalarda üzerinde

durduğum konular şunlardı:

“Gazeteler son dönemlerde gençlerin üzerindeki etkilerini yitirmişlerdir. İsviçre

yapılan bir araştırmaya göre 1935’te 20 yaşında bir gencin kafası %75’ini okuldan, %25’ini

aileden, kendi çevresinden, gazetelerden ve dergilerden edindiği bilgilerden oluşuyordu.

1970’te ise okul kaynaklı bilgilerin oranı %25’e düşmüştü. Bilgilerin %75’inin kaynağı ise

çevre, radyo, TV ve gazetelerdir” (1: Georges-Henri Martin, Uluslararası Basın Enstitüsü, İsviçre Komitesi Başkanı, Tribune de Genevre Gazetesi).

Zamanla basın gençleri ilgilendirmez olmuş ve onun yerini TV almıştı.

Gençlere göre basın kendi kuşaklarına değil, babalarına seslenmektedir. Gazeteciler

tutucudur. Gençlerin sorunlarına yanıt vermekten uzaktır.

Ne var ki basının etkileri zaman dayanıklıdır, kalıcıdır, kolay kolay unutulmaz. Bu

açıdan basın gençler için bir eğitim kaynağı olmalıdır. O yüzden de okullarda gazetecinin

önemli bir rolü vardır.

Okulda gazetelerin hedefleri nelerdir?

1-Okul kitaplarındaki bilgileri tamanlamak ve güncelleştirmek;

2-Gençleri güncel konularla ve toplumun sorunlarıyla bilgilendirmek;

3-Gençlerdee eleştirel görüşleri geliştirmek, onlara çoğulculuğu, yorum özgürlüğünü, objektif bakışlara alıştırmak.

4-Çeşitli kaynaklardan gelen mesajları birbirleriyle karşılaştırarak sağlam kanıtlara

ulaşmak;

5-Eğitime medyanın katkısını sağlamak

Gand Konferansı’ndan iki ay önce yine Belçika’da Tihange Banş Üniversitesi’nde

düzenlenen bir kolokyumda da okullarda gazeteler incelenirken şunlar üzerinde

durulması öneriliyordu:

  • Gazetelerde çıkan her satır ve her sözcüğü iyice inceleyin.
  • Bir cümlenin ne anlamda kullanılduğunu araştırın. Çünkü aynı cümleyle sizin
  • anladığınız şeyin tam karşıtı da anlatılmış olabilir.
  • Büyük başlıklardan çekinin; gerçekleri gizleyebilirler.
  • Başyazıları, köşe yazıları, okuyucu mektupları, hafta sonu röportajları, reklamlar
  • aldatıcı olabilir; kapılmayın.
  • Kamuoyu araştırmalarına da pek güvenmeyin, çarpıtılmış olabilirler.
  • Polis haberlerini becerikli muhabirler uydurmuş olabilirler, dikkat edin.
  • Tiyatro ve sinema eleştirileri de sizi yanıltabilir.
  • Yazı kadrosu ve hükümet değişse bile gazetenize güvenmeyin.”

Eğitim ve medya ilişkilerinde iki yaklaşım vardır:

Birincisinde medya, yani basın, radyo ve televizyon eğitimde yardımcı bir

araç olarak kullanılıyor. Yani, gazete ve dergilerde çıkan yazılardan, radyolarda ve

televizyonlarda yapılan konuşmalardan ve yayınlanan programlardan ilk ve orta öğretimde

genel kültür dallarında ve özellikle, tarih, coğrafya, yurt bilgisi, türkçe ve sosyoloji

derslerinde yararlanılıyor.

Bu çerçevede medyada çıkan yazılar, araştırmalar ve TV programları tamamlayıcı

nitelikte eğitime katkıda bulunuyorlar.

İkinci tür yaklaşımda medya masaya yatırılarak inceleniyor. Haber kaynakları

araştırılıyor. Çeşitli kaynaklardan gelen haberler birbirleriyl karşılaştırılıyor. Haberi ya da

programı oluşturan mekanizmalar araştırılıyor. Bunlara yön veren eğilimler ya da çıkarlar

saptanıyor. Ve öğrencide eleştirel bir bakışın oluşturulmasına çalışıyor.

Böylece öğrenci medyanın oyununa gelmiyor ve medyayı değerlendirmeyi öğreniyor.

Unesco her iki yaklaşımı da 1970’li yıllarda ele alarak çeşitli toplantılar düzenledi ve

projeler oluşturdu. Uluslararası Sinema ve TV Konseyi 1979’da düzenlediği uluslararası bir

uzmanlar toplantısında medya eğitimini şöyle tanımlamıştı: Medya eğitiminin amacı tarihte

ve her alanda medyanın toplumdaki yerini, sosyal etkilerini, araştırmak ve değerlendirmektir.

Bu çerçeve içinde medya kurumlarının nasıl çalıştığı, mesajları nasıl oluşturduğu ,

nasıl dağıldığı incelenecek ve öğrencilere anlatılacaktır. Öğrenci gerçek dünya ile medyanın

gösterdiği dünya arasındaki farkları görmeye alışacaktır.

“TV ile eğitim”le “medya eğitimi” bambaşka şeylerdir. Öğretmen dersini verirken bir

TV haberini ya da basında çıkmış bir yazıyı belge olarak gösterebilir ama bu medya eğitimi

değildir.

Birinci durumda öğretmen medyanın egemenliği altındadır. Medya öğretmenin

dayandığı belgeleri sunmaktadır. Medya eğitiminde ise öğretmen medyanın çalışma

mekanizmasını incelemektedir.

Medya eğitimi, yani medya mekanizmasının eğitimi 1970’li yıllardan sonra gelişti.

Örneğin Fransa’da Milli Eğitim Bakanlığı önce 1979 ve 1984 yıllarında “Görsel

İşitsel İletişime Girişim” adlı iki proje oluşturdu, sonra da 1983’te medya örgütleriyle işbirliği

yaparak Eğitimde İletişim Araçları arasında Bağlantı Merkezi’ni “Clemi, Centre de l’iaism, de

l’aseignement et de Moyens d’Information) kurdu.

İspanya’da Eğitim Bakanlığı ile gazete yöneticileri 1985’te Prensa-Escuela adlı bir

program oluşturdular.

Avusturya’da ilk ve orta öğretim programlarında medyanın yer alması için 1983’te bir

karar alındı.

İsviçre’de bütün kantonlar da medyanın eğitimi programlarında yer alması için

kararlar alındı. Bu yöntem zaten 1967’den beri Lozan’da uygulanıyordu. Zürih’te Pestalozzi

programı içinde ve Fribug’ta da Medyaya giriş programında bu konu ele alındı.

Belçika’da 1970’li yılların başında birçok okulda uygulanmasına başlanan Medya

Eğitimi 1990’da resmileşti.

İngiltere’de ve Galler Ülkesi’nde bu program 1988’de oluşturuldu.

İskandinav ülkelerinde de bu programın yıllardan beri başarıyla uygulandığı biliniyor.

ABD’de medya eğitimi 1932’de New York Times’ın girişimiyle başlatıldı. İlk başlarda

17 bin okulda çeşitli gazeteler gönderiliyor, 48 bin öğretmen bu programın uygulanmasında

görev alıyor ve 350 basın kuruluşu da programa destek veriyordu.

Kanada’da buna benzer uygulamalar yapıldı.

Japonya’da,Latin Amerika ülkelerinde de medya eğitimi konusu ele alındı ve geliştirildi.

İtalya’da da bu konu 70’li yıllarda başlatıldı. İlk olarak 500 okulda haftada iki saatlik

uygulamalarla yapıldı.gazete sahipleri bu programa çok önem vererek okullara ücretsiz gazete

gönderdiler. Bu yıl da büyük yayınevlerinden biri bu projeye sahip çıkaraak programın

boyutlarını genişletti.

Uygulama Yöntemleri

1) Bizde Okulda Medya konusunun Milli Eğitim Bakanlığı’nın medya örgütleriyle

hazırlayacağı geniş bir program çerçevesi içinde uygulanması için zaman gelmiş ve geçmiştir

bile. Bu uygulamada TV kanallarından ve internetten mutlaka yararlanmak gerekir.

2) Medya Eğitimi projesi bütün iletişim fakültelerinde öğretmen okullarında ve

eğitim fakültelerinde yer almalı ve herşeyden önce bu eğitimi uygulayacak öğretim üyelerinin

yetiştirilmesi için seminerler düzenlenmelidir. Başka ülkelerdeki uygulamaları da yakından

izlemek gerekir.

Fakültelerde bu derslerin uygulanmasında gerekli araç ve gereçler de önceden

saptanmalı ve sağlanmalıdır.


İnternette bugün 100’e yakın gazetenin, yüzlerce derginin, 20’den çok haber ajansının

ve 38 TV kanalının adı var. İnternet bunlarda yayınlanan haberlerin bir bölümünü ekrana

getiriyor. İyi de bunlar nasıl izlenebilir? Öğrenciler bunlardan nasıl yararlanabilir?

Haberleri değerlendirilmesi için internet kanalı yeterli olmaz. Mutlaka gazeteleri ele

alıp haberleri önce biçimsel yönden sayfalara, sayfalardaki yerlerine, başlıklarına, resimlerine,

puntolarına göre, sonra da içerik yönünden incelemek gerekir.

TV haberlerinin yer aldığı programlar, süre, sunuş tonu, görüntüler, belgesel

görüntüler açısından ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Radyo ve Ajans haberlerinin de aynı titizlikle üzerinde durulmalıdır.

Bu konularda araştırma yöntemleri oluşturulmasında yarar vardır.

Medya eğitimi Yüksek Lisans ve Doktora öğrencilerine şimdiden tez konusu olarak

verilmelidir.

 
Medya ve Siyaset Kültürü PDF Yazdır e-Posta
Yönetim Kurulu tarafından yazıldı.   
Salı, 07 Temmuz 2009 23:22

2-4 Temmuz 2009, Zonguldak’ta Gerçekleşen Medya ve Kültür Sempozyumunda Sunulan Konuşma Metni:

MEDYA VE SİYASET KÜLTÜRÜ

Hıfzı Topuz
İLAD Başkanı

Basın bütün dünyada bir bunalım geçiriyor, etkisini de yitiriyor. Basının yerini alan iletişim araçları ve özellikle internet acaba gazetelerin yerini doldurabilecek mi?

Bir zamanlar demokrasinin bekçisi sayılan gazetelerin ilettiği haberler internette yer bulabilecek mi? Alternatif modeller siyasal kültürün gelişmesine yardımcı olacaklar mı?

Basın olmayınca demokratik düzenin temelleri sarsılmış olmayacak mı?

Uluslararası iletişim araştırmalarında bu konuların üzerinde çok duruluyor. Önce basının bugün dünyada karşılaştığı sorunları araştırmaya çalışalım. İnternet Amerika Birleşik Devletleri’nde, İngiltere’de, Almanya’da ve Fransa’da basına büyük darbe vurdu. Basının her şeyden önce reklam gelirleri azaldı. Reklam veren sanayiciler, ithalatçılar, marketler, bankalar, sigorta şirketleri, gayrimenkul sahipleri, promosyon kampanyaları düzenleyenler son yıllarda basından çok internete ağırlık verdiler. İnternet ağları geliştikçe tüketiciye ulaşmak daha kolaylaştı. Basın internetle rekabet için reklam tarifelerini düşüremedi. Gelirlerin azalması bir takım kötü sonuçlar yarattı.
Bunların başlıcaları şunlar:

Devamını oku...
 
Zonguldak Medya Gözlem Platformu PDF Yazdır e-Posta
Yönetim Kurulu tarafından yazıldı.   
Salı, 07 Temmuz 2009 23:17

ZONGULDAK’TAKİ MEDYA VE KÜLTÜR SEMPOZYUMU,
MEDYA GÖZLEM PLATFORMUNA DÖNÜŞTÜ

2-4 Temmuz 2009 tarihlerinde, Zonguldak’ta Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi konferans salonlarında gerçekleştirilen Medya ve Kültür Sempozyumu, 50 farklı üniversiteden katılan 200’e yakın akademisyenin araştırmalarını paylaştıkları bir Medya Gözlem Platformuna dönüştü.

Sempozyumun üçüncü gününde, İletişim Araştırmaları Derneği (İLAD) tarafından düzenlenen bir genel oturumda Medya ve Gözlem Platformu (MGP) tartışıldı. Genel oturumda, dünyada medya izleme, medya gözleme, medya rasathanesi ve benzeri isimlerle anılan çeşitli oluşumları örnek alan Türkiye’deki Medya ve Gözlem Platformunun oluşum süreci, İLAD başkanı Hıfzı Topuz tarafından anlatıldı. 2007 yılında MGP için kurulmuş olan bir yapı olduğunu, ancak bir türlü beklenen etkiyi sağlayamadığını söyleyen Hıfzı Topuz, MGP’nin sadece İLAD çerçevesinde yapılan etkinliklerle sınırlı kalmaması gerektiğini, çeşitli sivil toplum kuruluşlarını kapsayan, bir sekretarya yapısı içinde çalışması gerektiğine inandıklarını, ancak başta Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) olmak üzere, bekledikleri desteği bulamadıklarını belirtti. Söz alan TGC başkan yardımcısı Turgay Olcayto, cemiyetin yapısı içinde kurumsal ortaklıklara girmek konusunda pratik bazı sıkıntıları olduğunu belirtti.

Oturumu yöneten İLAD genel sekreteri Nurçay Türkoğlu, sivil toplum kuruluşlarında gönüllü çalışan kişi sayısının az ve yapılacak işlerin çok olduğunu, kurumsal örgütlenme yapısının ideolojik bir bağlılık gerektirdiğini, bunun kurulmasının çok zor olduğunu ve günümüzde daha iyi bir medya için dile getirilen amaçların ortak olduğunu ama asıl bu amaçlara ulaşmak için seçilecek mücadele biçimleri konusunda görüş birliğine varılamadığını, ortak deklarasyon metinlerinin yazılmasının sorunlu olduğunu belirterek, medya gözleminin yurttaşlarda bir refleks geliştirmeye yönelik olması gerektiğini savundu. Genel oturumda MGP önerisinin kurucusu olan İLAD’ın yönetim kurulu üyeleri Özden Cankaya, Hülya Yengin, Kemal Aslan yanı sıra, KESK-Haber-Sen’den Engin Başçı ve salondaki katılımcılar tartıştı. Tartışmaya katılan Tül Akbal, gezici medya gözlem birimlerinin önemine değinirken, sosyal spotlarıyla tanınan yönetmen Ethem Özgüven, iletişim teknolojilerindeki yeniliklerden yararlanılarak, kurumsal bir örgütlenme yerine esnek katılımın sağlanmasını savundu. Genel oturumun sonunda, salondakilerin tam katılımıyla, Sabah ve ATV’de 146 gündür sürmekte olan grevinin yaygın medyada görmezden gelinmesi kınandı. Böylece sempozyum katılımcıları kendiliklerinden bir platform oluşturmuş oldular.

Son Güncelleme: Pazar, 27 Aralık 2009 23:10
Devamını oku...
 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 / 4