|
Dünya Basın Özgürlüğü Günü, TYS (Türkiye Yazarlar Sendikası), TGC (Türkiye Gazeteciler Cemiyeti) ve İLAD (İletişim Araştırmaları Derneği) tarafından 4 Mayıs 2008 Pazar akşamı, Bahçeşehir Üniversitesi’nde düzenlenen bir etkinlikle buruk bir biçimde kutlandı. TGC adına Başkan Yardımcısı Turgay Olcayto’nun, TYS adına Tevfik Baş’ın ve İLAD adına Nurçay Türkoğlu’nun birer konuşma yaptığı geceye, Frankfurt Kitap Fuarında davetli olarak bulunan Hıfzı Topuz, yönetmen Engin Ayça tarafından önceden kaydedilen bir görüntülü konuşma ile katıldı. Karabey Aydoğan’ın türkü dinletisinin yanı sıra, Troya Folklor Araştırmaları Derneği’nin gösterileri, Gülsen Tuncer’in şiirlerle bezenmiş sunuşu geceye renk kattı. DÜNYA BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ GÜNÜ KUTLAMASININ ARDINDAN Dünya Basın Özgürlüğü Günü, TYS (Türkiye Yazarlar Sendikası), TGC (Türkiye Gazeteciler Cemiyeti) ve İLAD (İletişim Araştırmaları Derneği) tarafından 4 Mayıs 2008 Pazar akşamı, Bahçeşehir Üniversitesi’nde düzenlenen bir etkinlikle buruk bir biçimde kutlandı. TGC adına Başkan Yardımcısı Turgay Olcayto’nun, TYS adına Tevfik Baş’ın ve İLAD adına Nurçay Türkoğlu’nun birer konuşma yaptığı geceye, Frankfurt Kitap Fuarında davetli olarak bulunan Hıfzı Topuz, yönetmen Engin Ayça tarafından önceden kaydedilen bir görüntülü konuşma ile katıldı. Karabey Aydoğan’ın türkü dinletisinin yanı sıra, Troya Folklor Araştırmaları Derneği’nin gösterileri, Gülsen Tuncer’in şiirlerle bezenmiş sunuşu geceye renk kattı.Kutlamadaki burukluğunun en önemli nedeni, geçtiğimiz 1 Mayıs İşçi Bayramı gösterilerinde haber verme görevlerini yerine getirmeye çalışan gazetecilerin uğradığı “orantısız” şiddetti. Bu güncel şiddet, basın emekçilerinin bugün içinde bulundukları mücadeleyi gözler önüne seriyordu. Bir diğer burukluk ise, toplantının Pazar akşamı (Türk toplumunun futbol maçlarına kilitlendiği bir saatte) yapılmasından kaynaklanan salonun tenhalığı idi (yaklaşık 25 kişinin katıldığı toplantı salonu, aslında 250 kişi alabilecek kapasitedeydi ve katılım ücretsizdi!). Bu tenha ortam, Hıfzı Topuz’un konuşmasında söz ettiği piyasa ortamından kaynaklanan iletişim özgürlüğü sorunlarına bir örnek gibiydi adeta.Hıfzı Topuz konuşmasında, Türk Basın Tarihi ve Özgürlüğe Kurşun kitaplarında da ele aldığı, gazetecilik mesleğini onurlu bir biçimde uygulamaya çalışırken öldürülen, kovuşturmalara, soruşturmalara maruz kalan gazetecilerle ilgili ayrıntılı ve çarpıcı bilgiler verdi. Bugün, gazetecilerin basın özgürlüğü yanı sıra iletişim özgürlüğü sorunları yaşadıklarını söyleyen Topuz, global piyasa baskısı altında işlerini yapmaya çalışan gazetecilerin çektikleri sıkıntıları dile getirdi.Gecede, Cumhuriyet gazetesi başyazarı İlhan Selçuk’a (hastanede olduğu için Miyase İlknur aldı), Adıyaman Gerger Fırat Gazetesi genel yayın yönetmeni Hacı Boğatekin’e (halen tutuklu olduğu için yeğeni aldı) ve Sivas'93 Tiyatro Oyunu Nedeniyle Genco Erkal’a "Basın Özgürlüğü ve Düşünce Özgürlüğüne Emek Verenler Plaketleri" verildi. Dünya Basın Özgürlüğü Günü3 Mayıs 1991'de Namibia'nın Windhoek kentinde UNESCO tarafından düzenlenen 'Bağımsız ve Çoğulcu Afrika Basınının Geliştirilmesi' başlıklı konferansta bir bildiri yayımlandı. Sonradan UNESCO bu bildirinin yayımlandığı günü Dünya Basın Özgürlüğü Günü ilan etti. Önceleri daha çok “yazılı basın”a odaklanan Afrika’daki basın özgürlüğü konferansları, aktivistler tarafından çeşitli konuların tartışıldığı bir ortam oldu ve Afrika halklarının daha çok radyo ile iletişim kurdukları gerçeği ile radyo yayıncılığı en çok ele alınan konu haline geldi.Windhoek deklarasyonu, bir ülkede demokrasinin yerleşmesi ve ekonomik gelişmenin sağlanması için basının bağımsız, çoğulcu ve özgür olması gereğini vurguluyor. Basının bağımsızlığı, üretimi ve dağıtımı için gerekli malzemelerin ve altyapının siyasal ve ekonomik denetimden bağımsız olmasıyla sağlanacaktır. Basının çoğulculuğu ise toplumdaki görüş ve düşüncelerin olabildiğince geniş bir yelpazede yansıtılabilmesi için her çeşit tekelciliğin sona ermesiyle gerçekleşecektir. UNESCO Dünya Basın Özgürlüğü Guillermo Cano Ödülü ilk kez 1997’de oluşturuldu; “dünyanın neresinde olursa olsun, tehlikelerle karşı karşıya gelme pahasına basın özgürlüğünün korunmasına ve geliştirilmesine önemli katkılarda bulunan kişi ve kuruluşlara verilen” bu ödüle ismini veren Kolombiyalı gazeteci Guillermo Cano Isaza, yazılarında uyuşturucu mafyasına karşı mücadele ediyordu ve Bogota’daki El Espectador gazete binasının önünde 17 Aralık 1986’da öldürülmüştü.
|