|
Lisansüstü Çalışmalar -
Lisansüstü Çalışmalar
|
|
Administrator tarafından yazıldı.
|
|
Cuma, 12 Ağustos 2011 14:00 |
Sosyal Medya ve İngiltere’deki ayaklanmalar: " Twitter Çeteleri", “Blackberry Çeteleri” ve Neoliberalizmin Yapısal Şiddeti
CHRISTIAN FUCHS
http://fuchs.uti.at/667/’den erişim:
10 Ağustos 2011 / 15:46
Türkçeye çeviren: Bora Altun (MÜ.Doktora öğrencisi)
Sosyal Medya ve İngiltere’deki ayaklanmalar: " Twitter Çeteleri", “Blackberry Çeteleri” ve Neoliberalizmin Yapısal Şiddeti
“Çeteciliğin tanımlarından biri [...] şu olabilir: ahmaklık, kaypaklık, sürü benzeri bir yaşam, kötü zevkler ve alışkanlıklar[...] Eğer [...] amacımız manipülasyonsa - bir insan topluluğunun belli bir yönde hissetmesini, düşünmesini, bilinmesinin ikna süreci – burada en elverişli formül büyük halk kitleleri olacaktır.” — Raymond Williams
|
|
Son Güncelleme: Cuma, 12 Ağustos 2011 14:06 |
|
Devamını oku...
|
|
ENGLISH -
News
|
|
Administrator tarafından yazıldı.
|
|
Çarşamba, 20 Temmuz 2011 14:46 |
|
A Letter by Hıfzı Topuz to the participants of IAMCR2011 / ISTANBUL
Mr. President,
Dear colleagues and participants,
In 1957, I was President of the Trade Union of Journalists in Istanbul and editor in chief of the Turkish daily paper, Aksam. The Turkish National Commission for UNESCO asked me to take part in the first course of the International Centre for Higher Education in Journalism which had just been created in Strasbourg.
This course, which lasted two months, gave me the opportunity to get to know many researchers in the field of communication, distinguished journalists such as Fernand Terrou, Jacques Kayser, Henri Cassirer, Roger Clausse, Pierre Denoyer, Robert Desmond, Francesco Fattorello, Jacques Godecho, Robert Hennart, Emil Dovifat, Vladimir Klimes, Ralph Nafziger, Martin Rooij, Robert Salmon, Raymond Manevy, Rolf Meyer, Pierre Schaeffer, Bernard Voyenne and many others...
Following the meeting, I was invited by the Assistant Director General of UNESCO to participate in the constituent conference of the International Association for Mass Communication Research, on December 1957, which took place in the secretariat of UNESCO at the Avenue Kleber in Paris.
There were 14 countries, represented by 57 participants and 5 international organisations. The conference was opened by a speech given by Tor Gjesdal, assistant D.G. of UNESCO, who emphasised the role of communication in the modern world and the importance of coordination research in the field of communications.
The agenda for the conference included the development of the Association’s statutes. Numerous participants gave their opinions about the plan prepared by the interim committee. After the discussions, the statutes of the Association were passed unanimously; the council and the executive committee were formed as follows:
President: Fernand Terrou
Deputy President: Jacques Kayser
Vice-president: Claude Bellanger, Marcel Stijns
Members of the Executive Committee: Roger Clausse, Francesco Fattorello, de Gregorio, Danton Jobim, A.S.Khurshid, Vladimir Klimes, Nell Morrisson, Oscar W. Riegel, R.J.E. Silvey, E.B. Simpson and Jean Tardieu.
The research topics proposed by the Conference have since became the subject of research in UNESCO’s programmes and have for many years provided support, in the development of activities in the IAMCR. UNESCO has therefore been able to benefit from the contributions by the members of the IAMCR in the development and realisation of the UNESCO’S research programme in the field of communication.
Having spent 25 years as the official leading the IAMCR project at UNESCO, I am honoured to be involved with its 54th anniversary as one of its founding members. As I am today one of the rare survivors of the constituent conference, I would like to bring to mind all those colleagues who participated in the creation of the IAMCR and who have since passed away.
People such as Tor Gjesdal, Fernand Terrou, Jacques Kayser, Jacques Bourquin, Raymond Nixon, Claude Bellanger, Raymond Manevy, Mieczyslaw Kafel, Vladimir Klimes, Francesco Fattorello, Pierre Navaux, Jacques Godechot, Martin Loeffler, Jean-Louis Hebarre, Giuliano Gaeta have contributed to the success of IAMCR.
Dear friends,
I am very happy today to be with you and to see my old friends from UNESCO such as Kaarle Nordenstreng, Cees Hameling and Zassurrsky.
Thanks to Kadir Has University to organise this conference and thank all of you again. |
|
Son Güncelleme: Çarşamba, 20 Temmuz 2011 14:56 |
|
Haberler -
Son Haberler
|
|
Administrator tarafından yazıldı.
|
|
Salı, 28 Haziran 2011 18:09 |
|
4.üncü Avrupa İletişim Konferansı
ECC2012 / ISTANBUL
24- 27 Ekim, 2012
ECC2012-ISTANBUL KONFERANSININ ANA TEMASI “SOSYAL MEDYA VE GLOBAL SESLER”
ECREA tarafından iki yılda bir farklı bir ülkede düzenlenen ECC2012 konferansı İstanbul’da, 24- 27 Ekim, 2012 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleşecek. Ev sahipliğini İLAD’ın üstlendiği konferans, Bilgi Üniversitesinin Dolapdere ve Santral yerleşkelerinde gerçekleşecek.
Konferans hazırlıkları için 25 Haziran 2011’de bir araya gelen İLAD, ECREA ve konferansın profesyonel acentesi VİSİTUR ekibinden yetkililer, iş birliğini resmileştiren protokol anlaşmalarını imzaladılar.

Konferansla ilgili ayrıntılı bilgi, Ekim 2011 tarihinden itibaren www.ecrea2012istanbul.eu adresinden takip edilebilecek. |
|
Son Güncelleme: Salı, 28 Haziran 2011 18:16 |
|
Haberler -
İletişimle İlgili Yeni Yayınlar
|
|
Administrator tarafından yazıldı.
|
|
Cumartesi, 14 Mayıs 2011 20:28 |
|

Editör Beybin Kejanlıoğlu
Yayınevi: DeKi
(5 / 2011)
ISBN: 9789944492584
796 sayfa
BEYBİN KEJANLIOĞLU’NUN DERLEDİĞİ ZAMANIN TOZU: FRANKFURT OKULU’NUN TÜRKİYE’DEKİ İZLERİ BAŞLIKLI ÇALIŞMA, ELEŞTİREL TEORİNİN SİYASET BİLİMİ, SOSYAL PSİKOLOJİ, SANAT VE İLETİŞİM ALANLARINDAKİ SERÜVENİNİN TÜRKİYE’DEKİ İZLERİNİ ARIYOR. KİTAPTA YER ALAN ARAŞTIRMACILAR, YAZARLAR, OKULLAR, YAYINLAR VE KENTLER, BİR AKADEMİK ORTAMIN NASIL OLUŞTURULDUĞUNU VE CANLI TUTULDUĞUNU GÖSTERİYOR. YAKLAŞIK 50 YILLIK BİR TARİHİ İNCELEYEN ARAŞTIRMACILAR, KAYITLI BELGELERE VE BİRİNCİ EL TANIKLIKLARA DAYANARAK, BENZERİNE KOLAY RASTLANMAYACAK BİR İNCE FİKİR İŞÇİLİĞİ SERGİLİYORLAR. KEJANLIOĞLU VE ONUN LİSANSÜSTÜ ÖĞRENCİLERİNİN 6 YILLIK ÇALIŞMALARININ ÜRÜNÜ OLAN BU DEVASA KAYNAK ESER, TÜRKİYE’DE AKADEMİK ORTAMLARIN DÖNÜŞÜMÜNÜ ANLAMAK İÇİN DE ÖNEMLİ İPUÇLARI İÇERİYOR. (NT).
|
|
Devamını oku...
|
|
Haberler -
İletişimle İlgili Yeni Yayınlar
|
|
Hıfzı Topuz tarafından yazıldı.
|
|
Cumartesi, 16 Nisan 2011 14:37 |
|

Zeynep Atikkan, Aslı Tunç: Blogdan Al Haberi, Yapı Kredi Yayınları, Cogito, Şubat 2011.
Gazetecilik mi, blog yazarlığı mı?
Hıfzı Topuz
Haber blogları 1993'ten beri bütün dünyada yaygınlaşıyor. Blog oluşturmak için gazeteci olmak hiç gerekli değil. Kafasında mesaj birikimi olan insanlar diledikleri dalda blog kurabiliyorlar. İnternet kullananlar keyiflerine ve eğilimlerine uygun olan blogları izliyor ve onlarla ilişkiye geçiyorlar.
Deneyimli gazeteci ve araştırmacı Zeynep Atikkan, Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde öğretim üyesi Doçent Aslı Tunç ile birlikte Blogdan Al Haberi başlıklı bir kitap yayınladılar. Kitabı elimden bırakamıyorum.
Zeynep Atikkan Fransa'da iletişim eğitimi gördükten sonra gazeteciliğe 1977'de ekonomi muhabiri olarak başlamıştı. Akşam, Günaydın, Güneş ve Hürriyet'te çalıştı, köşe yazarlığı yaptı, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti yönetim kurulunda görev aldı. 2006 yılında da Amerikan Cinneti başlıklı bir kitap yazdı. Kitap Amerika'nın dış politikasında 11 Eylül'den sonraki değişiklikleri, dünya egemenliğine gidişini ve yeni emperyalizmi başarılı bir dille anlatıyordu.
Aslı Tunç da Philadelphiada Temple Üniversitesi'nde kitle iletişimi üzerine doktora yaptıktan sonra İstanbul'a döndü, İngilizce ve Türkçe akademik makaleler yayınladı.
Zeynep Atikkan kitabın önsözünde bu araştırma işine nasıl giriştiğini şöyle anlatıyor:
"Önceleri blog dünyasını anlatmanın gazetecilik olduğunu düşündüğüm için birçok ülkede blogcuların kapısını çaldım. Görüştüğüm her blogcu ısrarla gazeteci olmadığını anlattı. On binlerce insanla iletişim kuran bu gençler iletişim diliyle konuşuyorlardı. Onlar için önemli olan paylaşım ve karşılıklı konuşmaydı. Tutkuyla yazmak, bir kampanyayı sahiplenmek, tepki ve eleştirilerle beslenmek heyecan vericiydi. Bloglar yüz binler tarafından tıklandıkları için iftiharla karışık bir sevinci yaşıyorlardı. Şu sonuca vardım: Önümüzdeki yıllarda internete bağlı nüfus çoğaldıkça sosyal, ekonomik ve politik kurumlar ve dengeler büyük çapta değişime uğrayacaktır."
Zeynep ünlü medya patronu Rupert Murdoch'ın şu görüşünü de önsöze almış: "Gazeteler yayın hayatına başladıkları günden beri okurun istediği haberleri verdikleri için geliştiler. Bugün ise müşterinin istemediği yemekleri yapan bir restoran gibi çöküyoruz."
Zeynep gözlemlerini şöyle sürdürüyor: "Bloglar bugün her müşterinin talebine yanıt verecek kadar çeşitlidir. Ama bunun adı gazetecilik mi? Elbette hayır. Ancak rüştünü kanıtlamış olan bloglar artık geleceğin medyasını şekillendirecek birikime sahiptir."
Peki, bu blogları kimler kuruyor? Kitapta blogların çok geniş bir yelpazeden oluştuğu anlatılıyor. Aralarında her sosyal sınıftan ve meslekten insana rastlıyorsunuz. İçlerinde tipik evkadınları ve öğretmenler de var. Bazıları kendi içlerini dökmek için yazdıklarını söylüyorlar, birçoğu da kitleye ulaşmak için blog açtıklarını belirtiyorlar. İçlerinden biri şöyle diyor: "Gazetelere mektup ya da e-mail yollayınca basılıp basılmayacağını bilmiyorum. Görüşlerimi kör kuyuya atmaktansa kendi blogumu açarım, düşüncelerimi başkalarıyla paylaşırım."
Kitabın yazarları Türkiye'de blogların siyasal düşünceleri yeni oluşan pek çok coşkulu gencin sığınağı olduğunu belirtiyorlar. Üsluplarının da genellikle keskin ve kısa olduğunu vurguluyorlar. Blogcular sansasyonel ve abartılı başlıklarla okurun dikkatini çekmeye çalışıyorlar. Blogcuların öncüleri gazeteciliğin dışından gelenlerden oluşuyor. Gazeteci gibi çalışmıyorlar. İftira kampanyalarına, kin ve nefret dolu yazılara da sık sık yer veriyorlar.
Son bölümde kısaca şöyle deniyor: "Kim ne derse desin dünkü medya düzeni çöküyor. Teknoloji yıldırım gibi bir baskıyla eski yapıları alt üst ediyor. Dijital teknoloji merkeziyetçi ve kurumsal yapıyı değiştiriyor. Okurun habere kimi zaman üretici olarak katılması internet kültürünün bir sonucu. Bloglar internet devriminin çocukları oldular. Habercilik bir avuç medya elitinin elinden kayıyor. Bu olay eski medyanın yok olması değil elbette. Ancak medyada güç ve iktidar yeni aktörler tarafından paylaşılıyor. Gazetecilik artık gazetecilerle blogcuların cirit attığı bir platformda yapılacak. Büyük medyanın yeterince önemsemediği olaylar Facebook'un tartışma platformlarına taşınıyor. İnternet olmasaydı WikiLeaks'ten sızan 250 bin kripto dünya kamuoyuna taşınamazdı. Zaman içinde her ülke dijital ortamı kullanarak kendi WikiLeaks'ini yaratacak. Söz artık dijital ortamla yoğrulan gençlerde. İnternet çağının değişen ortamı yeni insanlarla ve yeni soluklarla şekillenecek. Hele Türkiye gibi genç nüfusu olan bir ülkede."
Ama birde şu var, Türkiye'de bloglar mahkeme kararıyla engelleniyor, yasaklanıyor. Gençler onlara ulaşamıyorlar. Bu da iletişim alanında yeni bir baskı, yeni bir sansür örneği. İktidar bloglara karşı çok duyarlı. Klasik medya üzerindeki baskı bloglar üzerinde de var.
Zeynep Atikkan ile Aslı Tunç'un kitabı çok güncel ve öğretici. İletişim fakültelerindeki öğretim üyelerine ve gençlere bu kitabı okumalarını öneririm. |
|
Son Güncelleme: Cumartesi, 16 Nisan 2011 14:44 |
|
Haberler -
İletişimle İlgili Yeni Yayınlar
|
|
Administrator tarafından yazıldı.
|
|
Cumartesi, 16 Nisan 2011 14:31 |
|
Alper Ersaydı 2007'de Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde Cumhuriyet Tarihi dalında hazırladığı "Mütareke Dönemi Başlarında Alemdar Gazetesine Göre İttihatçılık" başlıklı yüksek lisans tezini kitaba dönüştürerek Uşak'ta bastırmış.
İçerik 1919'da Alemdar'da çıkan yazılardan oluşuyor. İstiklal Savaşı sonunda 150'likler arasında Türkiye'den uzaklaştırılan Refi Cevat Ulunay'ın o dönemdeki başyazıları çok ibret verici. Mütareke yıllarında İngilizleri ve Vahdettin'i destekleyen ve İstiklal Savaşı'na karşı çıkan kimler yok ki. Alper Ersaydı tezinde özellikle Refi Cevat'ın, Pehlivan Kadri'nin, Refik Halit'in, Ahmet Refik Altınay'ın ve Aka Gündüz'ün yazılarına yer vermiş. Ali Kemal, Damat Ferit Paşa, Mevlanzade Rıfat ve Said Molla'nın da sık sık adları geçiyor.
Kitap Mütareke Basını üzerinde araştırmalara ışık tutuyor. |
|
Son Güncelleme: Cumartesi, 16 Nisan 2011 14:35 |
|
|